Türk mutfağının "gizli hazinesi" olarak bilinen, görüntüsüyle önyargı yaratan ama tadına bakanı kendine müptela eden o efsane lezzet: Şırdan.
Özellikle Adana ve Güneydoğu mutfağıyla özdeşleşen bu lezzet, sakatat kültürünün zirvesidir. Eskiden sadece meraklısının bildiği şırdan, artık Ankara'da gece hayatının ve gurme sofraların vazgeçilmezi oldu. Peki, her yerde şırdan yenir mi?
Şırdan Nedir? Neresidir?
Teknik olarak konuşursak; koyun veya kuzunun midesinin dört bölümünden biridir (alt kısmıdır). Ancak lezzet olarak konuşursak; temizlenmesi büyük ustalık, pişirilmesi büyük sabır gerektiren bir sanat eseridir.
Evde yapımı son derece zahmetlidir. Temizliği, doldurulması, dikilmesi ve pişirilmesi saatler sürer. Bu yüzden "Canım çekti, evde yapayım" denecek bir yemek değildir; güvenilir bir ustadan yenmelidir.
Ankara'da Han Çorba Farkı: "Sadece Pirinç Değil, Bol Kıyma"
Piyasada maliyeti düşürmek için şırdanın içini sadece baharatlı pirinçle dolduranlar olabilir. Ancak Han Çorba (Batıkent & Pursaklar) mutfağında işler farklı yürür. Bizim şırdanımız "dolu dolu"dur:
Kıymalı İç Harç: Şırdan dolmamızın harcında bol miktarda kaliteli kıyma bulunur. Bu, lezzeti ikiye katlar.
Taş Fırın Ateşi: Hazırlanan şırdanlar, tencerede haşlandıktan sonra özel taş fırınımızda demlenir. O isli ve derin lezzet buradan gelir.
Hijyen Garantisi: Sakatatın en önemli kuralı temizliktir. Şırdanlarımız defalarca sıcak ve soğuk sudan geçirilerek "tertemiz" hale getirilir.
Nasıl Yenir?
Şırdan tabakta yalnız gelmez. Yanında mutlaka bol kimyon, pul biber ve limon olmalıdır. Ankara'nın ayazında, üzerine limon sıkılmış, dumanı tüten sıcak bir şırdan; hem içinizi ısıtır hem de enerji verir.
Eğer hala bu lezzete önyargıyla yaklaşıyorsanız, Batıkent veya Pursaklar şubemize uğrayın. Taş fırından çıkan o kokuyu aldığınızda fikriniz değişecek.